DENİZLİ’DEN DÜNYAYA – ERSAĞ VE BEKİR SARI

Türk firmaları artık kendini ve başarılarını dünyaya kanıtlamış durumda. Ülkelerde açılan şubelerin her gün artması da Türk firmalarına olan ilgi ve taleplerin de büyük göstergesi. Bu Türk firmalarından biri de, adını pek çok ülkede duyuran ve düzenlediği kampanyalar ile sektördeki Pazar payını genişleten Ersağ.

Ersağ, Denizli ilindeki modern fabrikalarında üretimlerin sürdürürken, satış ekibine her gün yeni üyeler gelmeye devam ediyor. Kısa sürede başarı grafiğini yükselten Ersağ şirketinin kurucusu Bekir Sarı beyefendiye, bu özel röportaj için teşekkür ederim.

1) Bize kısaca kendinizi anlatır mısınız? Kimdir Bekir Sarı?

Bekir sarı 1966 Denizli ili Çivril ilçesinde geçimini hayvancılık ve çiftçilik sağlayan 6 çocuklu bir ailenin en küçük çocuğudur. İlkokulu 60 haneli köyünde tek dersliği olan bir okulda bitirdikten sonra 12 yaşında ailesinden ayrılarak eğitimi için köyünden ayrılmıştır. Sadece yaz aylarında okullar kapandıktan sonra köyüne giderek hiç tatil yapmadan annesinin babasını yaptığı tarım ve hayvancılıkla uğraşarak, küçük yaşlarda onlara destek olmuştur.

1990 yılında evlenmiş 1991 yılında 1 çocuğu 2000 yılında diğer çocuğu dünyaya gelmiştir. Evlenmeden önce elektrik kumandası elektrik tesisatı elektrik projeleriyle ilgili çalışmış orada bir yol almıştır. 1990 yılında yakınlarının talebi üzerine Ege Ordu Komutanlığı’na bağlı Denizli mühimmat bölümünde mühimmat teknisyeni olarak göreve başlamıştır.

Tek maaşlı devlet memuru olması münasebeti ile maaşıyla geçimini sağlıyor, lakin herhangi bir yatırım yapamamasından ötürü 90’lı yıllarda çok etkili olan aktif pazarlama denilen pazarlamanın içinde bulunarak mutfak masrafını çıkartırım diye başladığı işin sonucunda Ersağ doğdu.

 2) Ersağ nasıl doğdu? Bu sektöre katılmaya nasıl karar verdiniz?

Aktif pazarlama içinde etkili olanakları bularak devam ederken ilerleyen süreçte network marketin sistemini öğreniyor. Ancak 1990 ve 2000 yıllarının başında yerli üretici bir firma olmadığını ve o vakit o sistemin içerisinde yabancı firmaların sistemlerinin kendi ülkemiz insanına uymadığını, kendi ülkemiz insanlarının kandırıldığını defaten dile getirmiştir.

Bir seferinde bir Amerikan firmasının genel müdürü ile yaptığı istişare toplantısında “BU SİSTEMDE İNSANLAR PARA KAZANAMAZ AKSİNE KAYBEDER UMUTLARI HAYALLERI YIKILIR ” dediğinde genel müdür “benim yapabileceğim bir şey yok bu sistem böyle” demiştir. Ve o dönemde çok iyi paralar kazanmasına rağmen “ben bu işi yaparak insanları kandıramam” demiş bırakmıştır.

Hep şunu düşünüyordum insanlar yerler içerler ve giyinirler bunu için temizlik ürünlerini mutlak suretle ihtiyaç olunması hasılken bunların sağlıklı olmadığını düşünerek geçmişte atalarımızın yaptığı temizliği düşünüp yola çıkmıştır.

 3) Ersağ’ı ilk kurduğunuzda bu kadar barılı olacağınızı tahmin etmiş miydiniz?

Bu yola çıkarken işimin çok zor olduğunu biliyordum çünkü insanların alışkanlıkları vardı, kullandıkları temizlik ürünlerinden onları vazgeçirmenin ve bitkisel içerikli ürünleri anlatmanın zor olacağını, ayrıca bu sektördeki rakiplerin çok güçlü olduğunu biliyordum. Fakat başarının yolunun zoru başarmaktan geçtiğini de biliyordum. Şirketin ilk kuruluşuna başladığımız gün söylediğim şu söz buraları işaret ediyordu “BENİM KURACAĞIM ŞİRKET PARA KAZANMA AMAÇLI DEĞİL BİR GÜN TÜRKİYE’NİN EN ÖNDE OLAN ŞİRKETİ OLACAK” demiştim.

 4)  Kaç ülkede şubeniz Var?

13 yılımızı şu anda yurt dışında Ersağ markalı 9 adet şirketimiz Türkiye’de network marketin sistemlerini içinde büro açıp büro müdürlükleri oluşturan tek firma olmamız münasebeti ile Türkiye’nin farklı illerinde 60 büromuz 100’ün üzerinde büro müdürümüz vardır.

 5) İş dışında ne gibi faaliyetleri yapmayı seversiniz?

Hayatım boyunca şuna özen gösterdim, hiç bir ayrımcılık yapmadan çalışanıyla aynı kaptan yemek yemek, onlarla aynı ortamda olmak, fakir fukaranın çayını içmek, yetim ve öksüz ile sohbet etmek birinci amacım oldu. İş dışında hobi bahçemde traktör ile çift sürmek, ağaçları sulamak, çapa yapmak benim en büyük meşgalelerimden biridir.

Asla ve katiyen ailem olmadan dışarıda yemek yemediğim gibi mümkün mertebe ailem ile dışarda değil, evim de yemeyi tercih ederim. İş dışında fırsat bulursam akrabalarımı ve dostlarımı ziyaret ederim. Okumayı ve haberleri takip etmeyi aksatmamaya özen gösteririm.

 6) Başarıya ulaşmanızda en önemli nokta nedir?

Ben başarıyı şöyle özetliyorum, bir anne baba çocuklarını başarısız olmasını, mutsuz olmasını, ser sefil olmasını asla istemez. Bir kul olan anne ve baba evlatlarına bu kadar şefaat beslerken Allah hiç bir kulunun başarısız olmasını istemez. Sadece onun rızasında yürümek gerekir.

Bana göre başarının birçok sırrı vardır. 900 bin üzerinde üyemize her eğitim ve seminerimde anlattığım gibi yazdığım kitabın adını koyduğum gibi “YALANIN, YEMİNİN, NİKÂHIN ŞAKASI OLAMAZ” yalan kul hakkıdır, yemin ise şeytanın en çok sevdiğidir. Bunlardan uzak durduğunuzda hangi işi yaparsanız yapın başarırsınız.

7) Okuyucularımıza başarıya ulaşmaları için neler söylemek istersiniz?

Başarı ile ilgili çok kitap yazarlar birçok eğitimci başarı ve para kazanma ile ilgili eğitim ve seminer verirler, ben de hep şunu sorarım bunu gerçekten iyi biliyorsanız niçin kendiniz yapmıyorsunuz? Mutlak suretle eğitim alıp okuyacağız lakin başarmak için özne kişinin kendisi nesne ise diğer faktörlerdendir.

Bir kişi kendisine inanmıyor kendisi ile yüzleşmekten korkuyorsa başarılı olamaz. Başarılı olmak için kendiniz ile yüzleşmeniz, kendinize inanmamız başlamadan başarı olmayacağını, başarının yüzde 50, başarısızlığın yüzde 50 olduğunu unutmamak gerekir. Bu şekilde düşünmezseniz bilinçaltınızda korkularımız artacaktır. “ya yine başaramazsam” başarısız olduğumuzda pes etmeyin yılmayın belki çok kere deneyeceksin bir gün mutlaka başaracaksın.

Çok okumak konusunda uzman olmak, o kişinin zeki olduğu anlamına gelmez. Bu gün dünyaya ve ülkemize baktığınızda birçok iş adamı, buluş yapan kişilerin ilkokul mezunu olduğunu görürüsünüz. Eğitim olmalı lakin insanı başarılı kılan yeteneklerin geliştirmekten geçer. Yeteneklerin gelişmesi için kendinize inanmanız gerekir. Kendisine inanan insan başarı ister çünkü başarı mutluluktur, mutluluk ise herkesin hakkıdır.

Ne kadar çok isterseniz isteyin yerinizde oturup harekete geçmediğinizde, inansanız da isteseniz de yine başarı olmayacaktır. Özetle “İNAN İSTE HAREKETE GEÇ” tüm eğitimlerinde tüm üyelerimize yüksek sesle toplu bir şekilde bağırarak söyletirim. Çünkü bir kişiye 40 gün deli dediğinizde asla deli olmayacak, bilinçaltına yerleşecek onu bırakmayacaktır.

Yıllar öncesinde tek maaşlı devlet memuru iken beni tanıyan özellikle akraba kesimim “ABİ BU KADAR ÇOK ÇALIŞMA KEFENİN CEBİ YOK DERLERDİ. EVİNE ÇOCUKLARINA ZAMAN AYIR DERLERDİ. FARKLI YÖNDE OLUMSUZ YÖNDE ETKİLEYECEK SÖZLERİ ÇOK DUYDUM EĞER DİNLEMİŞ OLSAYDIM ERSAĞ OLMAYACAKTI. BU GÜN BİNLERCE KİŞİ KAZANDIKLARI PARAYI KAZANAMAYACAK, MİLYONLARCA KİŞİ BU ÜRÜNLERİ KULLANAMAYACAKTI”.

Çevrenizde yapmış oldukları işlerde başarılı olanlar bizi takdir eder. Hiç başarısı olmayan tenkit eder. Geri dönüp baktığınızda sizi mahcup etmeyecek hangi iş olursa olsun yapın ve siz yolunuza devam edin.

8) Girişimci adaylarına neler önerirsiniz?

Girişimcilik çok zordur. Çok büyük cesaret ister, fedakârlık ister. Ben kısaca girişimci adaylarına şunu söylerim herkesin yaptığı işi değil, herkesin yaptığı işte bile bir farklılık oluşturabilecekseniz girin. Daha işe başlamadan işte kazanacağınız parayı hesaplarsanız yanılmanız yakındır.

Yapacağınız işte kaliteden, dürüstlükten ödün vermeden ülkemizin kanunlarına Allah’ın kanunlarına muhalefet etmeden sabırla enerji ile yürürseniz başarırsınız. Benim için en önemli ise bir girişimci kendi öz sermayesi olmadan farklı yerlerden kredili sistemle finansal desteği alarak bu işi yapıyorsa başarılı olacağına çok inanmıyorum. Çok para ile çok iş değil, olduğu kadarı ile kazanarak büyümek girişimciye mutlu eder.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir