İstanbul Sözleşmesi Nedir? Tarafları Kimlerdir?

Bir süre önce kaybolan üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in, kendisini reddettiği eski erkek arkadaşı tarafından canice öldürüldüğü ortaya çıktı. Genç kızın korkunç bir cinayete kurban giderek öldürülmesi, gözleri İstanbul Sözleşmesine çevirdi. Ülkemizde maalesef kadın cinayetleri, önemli bir boyutta arttı.

Eşi tarafından, sevgilisi ya da eski erkek arkadaşı tarafından ya da hiç tanımadığı biri tarafından öldürülen kadınların haberlerini, televizyondan görüyor ve gazetelerden okuyoruz. Aile içi ya da kadına şiddet sadece Türkiye’nin değil, pek çok ülkenin sorunu. Eğitimli insanlar bile şiddete başvurabiliyor.

Bu çerçevede, İstanbul Sözleşmesi oldukça değerli. İstanbul’da imzaya açıldığı ve Türkiye’nin ilk imzacı olması tarafıyla da önemli olan sözleşme, kadınların şiddete karşı korunması için sadece Türkiye’nin değil, pek çok ülkenin imzalayıp, şartlarını uyguladığı sözleşme olarak da önem kazanıyor.

En son Pınar Gültekin’in cinayetinin ardından İstanbul Sözleşmesi insanları ikiye böldü. Kimi sözleşmenin iptalinin doğru olacağını belirtirken, kimi de sözleşme iptalinin sonuçlarının ağır olacağını belirtiyor.

İstanbul Sözleşmesi Nasıl Gelişti?

11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’da imzaya açılan sözleşme, 2014 yılında yürürlüğe giren bir sözleşmedir ve hukukta İstanbul Sözleşmesi olarak bilinir. Türkiye, ilk imzacı taraftır. Avrupa’nın önde gelen insan hakları örgütü olan Avrupa Konseyi, 1990’lardan beri kadınların şiddete karşı korunmasını teşvik etmek için bir dizi girişimde bulunmuştur.

Özellikle bu girişimler, 2002 yılında Avrupa Konseyi Balkanlar Komitesi’nin üye devletlere, kadınların şiddete karşı korunması ve Avrupa çapında bir kampanya yürütülmesi hakkındaki tavsiye kararın kabulü ile sonuçlanmıştır.

2006–2008 yılları arasında, aile içi şiddet de dâhil olmak üzere, kadına yönelik şiddetle mücadele etmek için, Parlamenter Asamblesi, ayrıca kadına yönelik her türlü şiddete karşı sağlam bir duruş benimsemiştir. Cinsiyete dayalı şiddetin, en şiddetli ve en yaygın biçimlerinin önlenmesi, koruması ve kovuşturulması konusunda yasal olarak bağlayıcı standartlar gerektiren bir dizi karar ve öneri kabul etmiştir.

Ulusal raporlar, çalışmalar ve anketler, Avrupa’daki sorunun büyüklüğünü ortaya koydu. Kampanya özellikle kadına yönelik şiddete ve aile içi şiddete verilen ulusal tepkilerin Avrupa çapında ne kadar değiştiğini gösterdi. Mağdurların, Avrupa’nın her yerinde aynı koruma seviyesinden yararlanmalarını sağlamak için, uyumlu yasal standartlara duyulan ihtiyaç, belirginleşiyordu. Harekete geçme konusundaki siyasi irade arttı.

Avrupa konseyi üye ülkeleri Adalet Bakanları, aile içi şiddetten özellikle de yakın partner şiddetinden korunmanın artırılması gereğini tartışmaya başladı.

İnsan haklarının korunmasındaki öncü rolünü üstlenen Avrupa Konseyi, kadına yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek ve bunlarla mücadele etmek için kapsamlı standartlar koymanın gerekli olduğuna kadar verdi.

2008 yılı Aralık ayında, Bakanlar Komitesi, bu alanda bir kongre taslağı hazırlamakla görevli bir uzman grubu kurdu. İki yılı aşkın sürede CAHVIO ( Kadınlara yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önleme ve bunlarla mücadele için Geçici Komite) adı verilen bir grup, bir taslak metni hazırladı. Sözleşme taslağı 2010 Aralık ayında tamamlandı.

Kadınlara yönelik şiddet ve aile içi şiddetin önlenmesi ve bunlarla mücadele konvansiyonu Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından, 7 Nisan 2011 tarihinde kabul edildi. 11 Mayıs 2011 tarihinde İstanbul’daki Bakanlar komitesi, 121. oturumu vesilesiyle imzaya açıldı. İlk imzacı ve onayı veren ülke Türkiye idi.

22 Nisan 2014 tarihinde Andorra tarafından 10. onayın ardından 1 Ağustos 2014 tarihinde yürürlüğe girdi.

İstanbul Sözleşmesini İmzalayıp Uygulayan Ülkeler

11 Mayıs 2011’de imzaya açılan İstanbul Sözleşmesinde imzacı olup, sözleşmeyi uygulayan ülkeler şunlardır.

Türkiye, Kıbrıs, Avusturya, Hırvatistan, Bosna-Hersek, Finlandiya, Malta, Fransa, Arnavutluk, Belçika, Andorra, Danimarka, Estonya, Gürcistan, Almanya, Polonya, İtalya, Romanya, Monako, İzlanda, Yunanistan, San Marino, Sırbistan, Portekiz, Norveç, İsveç, İspanya, İsviçre, Hollanda, Karadağ, Kuzey Makedonya, Lüksemburg ve Slovenya.

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir