Kadınların Yaşam Hakkı Elinden Asla Alınamaz

Necla Sağlam’ı hatırladınız mı? Zonguldak’taki evinde, hiç tanımadığı bir adam tarafından öldürüldü. Gencecik bir kadındı. Münevver Karabulut, bu dünyalar güzeli genç kız, vahşi bir cinayete kurban edildi. Bu iki güzel kadın gibi, Şule Çet gibi dünyalar güzeli pek çok kadının yaşam hakkı ellerinden alındı. Kadınlar ailedeki erkekler tarafından öldürülüyor. Sevdikleri erkekler tarafından öldürülüyor ya da hiç tanımadıkları kişilerin kurbanı oluyor. Oysa ne umutlarla yaşıyorlardı bu dünyada.

Sadece Türkiye’de değil, tüm dünyada kadınlar, kız çocukları öldürülüyor. 2019 yılında Türkiye’de 474 kadın öldürüldü. 474 hayal sona erdi. 474 kadının sevenleri öksüz kaldı. Ve bu kadınların bazıları çocuklarının gözü önünde katledildi. Bu görüntüler haberlerde, gazetelerde yayınlandı ve hiç hafızalardan silinmedi. Bu rakamlar artık korkunç boyutlara ulaşmaya başladı. Maalesef 2020 yılında da kadınlar öldürülmeye devam ediliyor.

Kadınların Yaşam Hakkı Kutsaldır

En son içimizi yakan cinayet haberi Muğla’dan geldi. Pınar Gültekin, üniversite öğrencisiydi. Genç, güzel ve hayat doluydu. Yaşamı seviyordu. Muğla’nın Ula ilçesinde ortadan kayboldu. Arama çalışmaları başlatıldı. Pınar bulundu ama bir ormanlık alanda, bir varilin içinde, yakılmış ve üzerine beton dökülmüş olarak. Katilinin eski sevgilisi, evli ve 1 çocuğu olan Cemal Metin Avcı olduğu belirlendi. Yanlış kişi ile birlikte idi güzel Pınar, ama ayrılmak istedi. Bu ayrılık isteği onu yaşamından kopardı.

Pınar Gültekin

Pınar’ın katilinin ifadesinde korkunç gerçek ortaya çıktı. Katili tutuklanarak ceza evine gönderildi. Kesin hüküm, mahkeme sonucunda belirlenecek. Umarız en ağır cezayı alır. Ve umarım vicdanı kendisini yok eder.

Çiçekler Soluyor Efendiler, Çiçekler Soluyor

Hani hep denir ya kadınlar çiçektir, çocuklar çiçektir, özenle korunmalıdır diye. Külliyen yalan. O çiçekler birer birer soluyor. Boncuk gözlü dünyalar güzeli küçük Leyla, evinden 7 kilometre uzaktaki bir derede cansız bulunan küçük İkranur ve adı unutulan pek çok küçük kızımız da, cinayetlere kurban giderek yaşam hakları elinden alındı. Oysa ki bu cennet dünyada mutlulukla yaşamak en çok onların hakkıydı. Cennetleri, kirli ellerde cehenneme döndü.

Her zaman söylediğim bir söz vardır. Bu dünyanın başına gelmiş en büyük kötülük insanlığın kendisidir diye. Bu son zamanlarda bu kadar kötü olayı duyunca, masumların canına kıyılınca, hayvanlara eziyet edildikçe, bunun doğruluğunu daha iyi anlıyorum.

Kadınlar annedir, kadın sizi bu dünyaya getirendir. Çağrı filmindeki bir konuşma aklıma geldi. İslamiyeti yaymak için Habeşistan’a elçiler gönderiliyor. Habeş kralı, elçilere İslamiyeti daha iyi anlamak için sorular soruyor ki, sorulardan biri de şu. Dininiz kadınlar için ne söylüyor? . Elçi diyor ki, İslamiyette kadınlar ve erkekler eşit haklara sahiptir. Bir başka kişi ki buna karşı görüşte, bizim köle diye satın aldığımız kadınlar, nasıl bizimle eşit haklara sahip olabilir.

Bunun üzerine elçi diyor ki, annenize duyduğunuz saygı bütün kadınlara yansımalı. Konuşmaları dinleyen Habeş kralının sözü ise ” Önüme altından dağlar da yığsanız, yine de teslim etmem onları. Ülkemde huzur içinde yaşayabilirsiniz.”

Annenize duyduğunuz saygı kadına da yansımalı. Ama maalesef o kadar çok kadına düşman kişi var ki. Hatta bir kadının düşmanı yine bir başka kadın çıkabiliyor.

Her yıl 8 Mart’ta Dünya Kadınlar Günü’nü, ellerinizde çiçeklerle kutluyorsunuz ya, kadınların yaşam haklarını ellerinden alacaksanız, bu dünyanın gerçek çiçeklerini solduracaksanız hiç kutlamayın. Bu kadar riyakarlığa hiç lüzum yok.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir